×

Kurumsal

Künye Kullanım Sözleşmesi Gizlilik Politikası

Haber Kategorileri

Bolu Gündem Politika Bilim-Teknoloji Eğitim Ekonomi Sağlık Spor Medya-Magazin Eskişehir Ankara Ankara Bursa Bilecik Afyon Küyahya Dünya Eskişehirspor

Medya

Foto Galeri Web TV Canlı TV

Makaleler

Yazarlar Makaleler

Servisler

Seri İlanlar Firma Rehberi Biyografiler Nöbetçi Eczaneler Namaz Vakitleri E-gazete Faydalı linkler Puan Durumu Fikstür Anketler

Destek

Üye Ol Giriş İletişim

Deniz Dinçer

Bana cevaben


2021-10-04 11:18:00

Anketlerim ve ben… 

Böyle bir köşe daha oluştursam daha çok sonuç alırım belki de… Ama bunun yerine o anketlere gelen makul cevapların benim köşemde yer almasını daha mantıklı buldum. Bazen benim de göremediğim ve okurlarımın gördüğü o kadar tatlı noktalar var ki neden olmasın dedim. Bu hafta o objektif bakış açısını bu köşeye taşımam gerektiğine inanarak kalemi okuruma bıraktım. HEP BEN AKIL VEREMEM YA? 

Aşk girdap, aşk çözümsüz, aşk başarılara rağmen bazen de tatmin olamadığımız, eksik kaldığımız noktaların tamamı. Uğruna savaşlar başlatılan, uğruna uygarlıkların sonunu getiren aşkı hep bir ağızdan dinleyemeyiz. Bu hafta okurum Bilal Eğin’in gözünden aşkı dinleyelim istedim ve onun kaleminden hatalarımızla, sevaplarımızla bir aşk yolculuğuna çıkalım dedim…

Yazıyı kaleme alma ihtiyacı tamamen güncel gözlemlerimin bir not alma çalışması hali gibi düşünülebilir. Tabi bir de etrafımdaki kadınların hayatlarında bir türlü konumlanamayan düzgün profilin bulunamayışı… Zira günümüzde biraz daha insanların nicel donanımlarını parlatarak nitelikteki eksikliklerini kapatmaya çalışmaları halinin üstünde durmak gerekiyor. Kadın ve erkek olarak ayırmadan insanlar üzerinden anlatmak daha az cinsiyetçi bir yaklaşım olur diye düşünüyorum. İnsanların olmadıkları hallerini anlatmak ve gerçeklerin hiç ortaya çıkmayacağı ihtimaline bu denli inanarak hareket etmelerinin nedenini düşünerek vakit kaybetmeyin çünkü zamanınız ve emeğiniz kıymetli olsun.  

İnsan duygusal bir varlıktır buna en realist olanınız da dahil. Örneğin günlük hayatınızda elinize iğne batsa canınız acır normal olarak ve bu etkileşimi ne kadar bilimsel temellere oturtsak da sonuçta yüzünüzde oluşan o acı ifadesi duygunun kendisidir.

İnsanın öncelikle anlaması gereken şey duygularınızı yönetmek diye bir olgunun temelsiz oluşudur. Kontrol edebileceğiniz arabanızı hangi hızla süreceğiniz, ne kadar yemek yiyeceğiniz, kaç kadeh içeceğiniz olabilir. Ama asla birisine duyduğunuz iyi ya da kötü hissi yönetemezsiniz. Yani birini az sevmek ya da sevmemek temelde kontrol edebildiğiniz değil tamamen duygularınızın kendi başına verdiği bir tepkidir. Sevmediyseniz size hoş gelmeyen bir tarafı mutlaka vardır. Ayrıca herhangi bir sebebe bağladıysanız sevmek işini zaten orada duygusal değil mantıksal bir alışveriş hali başlar ve maalesef sebep ortadan kalkınca ilişki de ortadan kalkar çok geç olmadan. 

Şimdi bu duygusal kontrolsüzlüğün iflah olmaz durumu “AŞK” olayına bir bakalım, kelimenin tam anlamıyla insanın kendisini bilmediği bir alanda sadece hissettiği güven duygusuna terk etmesi ve beklenen iki alternatif sonuçtan birini hesapsızca yaşama cesaretidir. Bu yüzden sevgi ve aşk birbirinden ayrı iki kavram olarak hayatımızın tam ortasından geçer. 

Birçok tarifin arasından bana daha akılcı gelen insanların birbirinde yanlış bulduğu bir şeyleri düzeltme ihtiyacı veya eksikliği tamamlama halidir. Çünkü insan mutluluğunu göstermeye acısını anlatmaya meyillidir. Tüm aşk şarkılarında anlatılanlara daha da kulak verin mutluluğun değil sonrasında yaşanan acının hikâyesidir. Sonsuza kadar sürmeyecektir bunu bilir ama bitmeyecek gibi de kaptırıverirsiniz kendinizi. Şanslı olanlar o kaptırma esnasında eğlenceli bir hikâyeye dönüştürebilirse işte mucizevi bir biçimde temel dönüşüm onsuz yaşayamam hali iki elmanın yan yana uyumu haline dönüşür nadiren. Ve bu dönüşümden sonra ortada sadece sebepsiz birbirini çok sevmek var olur. Aşkın gelişiminde derin bir inceleme ve öğrenme hali vardır. Muhataplardan biri diğerinin davranışlarını (kadının şefkati, erkeğin merhamet duygusu) doğru ve yanlış karşısında sergilenen tavırlar, tolerans sınırları bunların hepsi her ne kadar dikkate alınsa da asıl bakılan değer dürüstlük ve güvenilirliktir. Bunlar yoksa zaten geri kalan hiçbir şeyin bir anlamı kalmaz. 

Tabi güncel komedyadan bir konuya da değinmeden geçmemek lazım, hepimiz karşımıza çıkan insanların donanımlı ve nitelikli olmasını istiyoruz. Konuşmaya gelince hepimiz bunları istiyoruz tamam da bunu genellikle görsel etkileşimde öne çıkan yani beğenimizi kazanmaya layık bedenlerde insanlarda olsun istiyoruz. Yani yakışıklı adam veya güzel kadın felsefe konuşsun, rafine zevkleri olsun, hele mutlaka sadakat konusunda hassas olsun, iyi araba, yaşam standartları, iyi mekânlara gitsin, Instagram da az insan takip etsin. Bu tespit ve taleplerin ardı arkası kesilmez çünkü insan sadece şunu sormaz kendine; tamam da bunların karşılığında bende ne var acaba? 

İş görüşmesi klişelerinden birisidir ya sizi neden işe almalıyız. Evet bir ilişkinin olabilmesi için bu kadar ön koşula bakarken, masaya kendinize dair bir cv koyacak olsanız orada neler olurdu? İnsan en zor bunu yapar çünkü oldukça biricik ve aslında mükemmel aşk insanıyız her birimiz.

Âşık olmak için bu mükemmel eşleşmeyi bekleyen insandan daha acınası bir varlık yoktur. Çünkü öyle bir eşleşme neredeyse yoktur. Doğa kendi dengesine fazla müdahale edilmesini istemez. Bizim yönettiğimizi düşündüğümüz her şey aslında sadece doğru zaman geldiğinde olur. Olmuyorsa yani kimse ile karşılaşmıyorsanız muhtemelen yanlış bir alanda duruyorsunuz. Bu armut piş ağzıma düş halinden çıkın. Düzgün bir insan olarak yaşamınızı yönlendirin ve bu esnada lütfen insanların ambalajlarına değil içeriklerine hassasiyet gösterin. Aksi takdirde çok güzel ama süper egolu aptal bir kadınla veya çok yakışıklı varlıklı fakat süper saygısız bir adamla eşleşmeniz içten bile değildir. 

Konunun özünde şu yatar ve konfor alanınız böyle oluşur, konuşurken kendinizi izah etmeye ve birisini ikna etmeye uğraşmanıza gerek kalmadığınız o insan âşık olduğunuz ve derinlerde bir yerde sizi ihtiyacınız olan güvenli alana koymuş olan insandır. Gerisi vakit kaybıdır. 

Sanılanın aksine insan hayatında bir defa âşık olmaz. Ve yaşadığı her ilişki onu bir sonraki adıma daha çok hazırlar ve eğitir aslında. Başında da demiştim ya sonsuz öğrenme döngüsü bir önceki ilişkinizden “yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” notlarını doğru aldıysanız.  

Yani içinizdeki köpek balığının besini aldığınız yeni notlar ve yaşamınıza yenilikleri katma konusundaki istikrarınızdır. Aşk insanının gözü kara olur genelde korkmaz sonundan. Köpek balığınızı besleyin her fırsatta çünkü o ölürse sizi gömerler…


 

YORUM YAPIN

Yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için Tıklayın

haber yazılımı, haber paketi, haber scripti | Copyright © 2021