07.06.2021, 11:24 252

Kurt ve Ben 

Bir süredir kişisel gelişim yazarlarını araştırmayı kendime görev edindim, neden böyle bir misyon üstlendiklerini yıllardır sorguluyorum ve en popülerlerinden işe koyuldum. Milyar nüfuslu bir dünyada bu kadar yardımsever olmak bana oldum olası inandırıcı gelmiyor. Kimse kendi hayatını yaşayamıyor mu ya? 

Kendi hayatımızın sorumluluklarından kaçıyor olduğumuz gerçeği ile sık sık yüzleşiyoruz ve birilerinin bizi desteklemesini bekliyoruz farkındayım; ama insan içinde o gücü bulamıyorsa nasıl yaşar ki?

Yaklaşık iki senedir farklı bir dünya düzenine adapte olmaya çalışırken her açıdan farklı bir çıkar yol aramaya başladık, içimizdeki şefler, ekmek ustaları gün yüzüne çıktı. Cilt bakım uzmanlığıydı, temizlik neferliğiydi derken aslında elli metrekarenin içinde tek başımıza başkalarından yardım alarak yaptığımız her şeyi yapabildiğimizi öğrendik. O halde kendi kişisel gelişimimize başkalarına emanet etme çelişkisinden neden kurtulamıyoruz?

Ne kadar değerli olduğumuzu bildiğimiz halde egodan sıyrılmak, naifçe yaşamak için çırpınıyor olmak da başka bir çelişki aslına bakarsanız. 

Bir yandan minimalizme methiyeler dizerken bir yandan sen biriciksin, teksin diyen ağır terapilerin arasında gitgeller yaşıyoruz. Depresyon diye kendimizden, vaktimizden, ömrümüzden rahatlıkla yiyoruz; ama aynı depresyonu da reddetmek için başkalarını hiçliğe gömüyoruz. 

Modern insana dair gözlemlediğim genel sorun hem kendisine aşık hem de kendisinden nefret ediyor. Biri olmamak isterken, biri olmak için debeleniyor. Sosyal medyanın bipolar yapısında ölmek için çok gencim, güzelim mesajları verirken, sosyal çevresinde yalnızlığından, körelmişliğinden yakınıyor. 

Aslına bakarsanız kimsenin gerçek benliğini yaşayası kalmamış gibi geliyor. Kendisini yenilemek isteyen bir insanın başka birinin tavsiyelerinden medet umması, o tavsiye verenin karşısındaki kişinin travmatik yapısını bilmeden ona akıl vermesi ve bunu meslek edinmesi o kadar üzücü ki. 

Başımıza ne gelirse gelsin sorumluluk almayı bıraktığımız anda bu tip şeyleri alışkanlığa dönüştürmeye başlıyoruz. Sevildiğimizi hissettiğimizde bunu büyük bir olgunlukla karşılıyorken başarısızlık etrafımızda dolaşmaya başladığı anda enerji dünyasına kendimizi teslim ediyoruz. 

Bunun bilimsel bir açıklaması var denilen her sosyal deneyin bir parçası haline geldiğimiz an kendimizi bir şeye teslim etmek istiyoruz. 

Yürümek istiyoruz ama ayakkabıları giymekten çekiniyoruz ya da ısrarla yanlış ayakkabılarla yürümek için kendimizi zorluyoruz. İnsan üzülebilir. İnsan mutsuz olabilir. İnsan hata yapabilir. İnsan yaşamak istemeyebilir. 
İnsan sürekli mutluluğa, başarıya, iyiye, güzele odaklı bir canlı olmak zorunda değildir. Göz ardı ettiğimiz olumsuz düşünceler ve duygular bizi gerçeklikten koparıyor ve anlık hisler yaratıyor. Kendi başınıza kaldığınızda ise ne o kişisel gelişim uzmanları ne de yazılan onca olumlu mantra sizi iyileştiremiyor. 

Yaşamaya değil de iyi yaşamaya odaklı yaşarsanız maalesef anlık duyguların yarattığı kaosun bir saniyelik boşluğunda nefes alabiliyorsunuz. Mutluluk odaklı olmak yerine, faydalı olmaya odaklı olsak belki kendi mutluluğumuzdan değil de bir başkasının mutluluğundan yüzümüz gülecek ama o kadar biricik olmaya meraklıyız ki…

Sen biriciksin, teksin. 

Hayır sen yaklaşık sekiz milyar insanın ve sayısını bilemediğim diğer canlıların yaşadığı bir dünyada herhangi birisin. Senin ne düşündüğünün ne yaptığının ve kim olduğunun çok da bir önemi yok. Sen kendini bu kadar önemsemeye devam edersen yalnızca kendini delirteceksin. Bir yere ait olma paranoyası ve bir noktada tutunma çabası yalnızca sana zarar verecek ve gitgide kendi hayatını çekilmez hale getireceksin. Etrafındaki insanların ortalaması değilsin, etrafındaki kimse de senin ortalamanı etkilemiyor. Aldığın kararları kendin için alıyorsun, o kahveyi takipçilerin için içmedin ve giydiğin pantolonu başkasına önermeyi bırak çünkü senin fiziksel yapınla onunki aynı değil. Sen güzel giyindiğine inandığın için o kıyafetlerin içindesin; ama belki etkilemek istediğin insanların farklı zevkleri var. Aynı müziği dinlemek zorunda değiliz; çünkü aynı kulaklarla duymuyoruz. Ben tatile gittiğimde çok eğlendiğim için o tatili hatırlayacağım, aynı otelde sen de aynı şeyi yaşamayacaksın. 

Etkileşimin dozunu hayat tarzına dönüştürmekten vazgeçemediğimiz sürece de asla kendi benliğimizi bulabilen insanlar olamayacağız. 

Nazar, kıskançlık, imrenmek, özenmek gibi beyin yakan kavramları hayat düsturuna dönüştürmeye başladığımız bu kaotik günlerde biricik olma kavramını da çok yanlış anlamış olduğumuzu fark ettim ve üzüldüm. 
Senin biricikliğin senin küçük dünyan için geçerliyken sen o biricikliği başkalarının hayatlarına entegre etmeye çalışırsan maalesef kendi dünyan için yaşamadığını er ya da geç fark edeceksin. 

“Sen” aslında benim, biziz, hepimiziz. Benzer yollardan geçiyor olmamız benzer hayatlar yaşamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Hem tekim hem tavsiyenle yaşıyorum ve bu tek olma kafasına sayende geldim dediğiniz insanların hayatlarını yaşadığınızı lütfen fark edin. 

Evleriniz, giysileriniz, arabalarınız, müzik zevkleriniz başkalarınınki gibi olacaksa ben bir taneyim diyemezsiniz. Aynı dünyayı farklılıklarla yaşayacak yüreğiniz yokken ben önemliyim demek kişisel kandırma serüveninin girişi olmaktan öteye geçmeyecek. 

Kimse kusursuzca iyi hissetmek zorunda değil. Bir gün düşerken bir gün yükselmekten çekinmek çağın hastalığı olmuş tedavisi de kimlerin elinde. 

Bireyselliği zararlı boyutlara ulaştırmadan, kırmızı çizgileri başkalarına çektirmeden, sürüden ayrılanı kurdun kapmadığını görmeden de yaşamak mümkün. Zira kim kurt kim kuzu hangimiz biliyoruz ki? 
 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
14°
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 22 Haziran 2021
İmsak 03:28
Güneş 05:23
Öğle 13:05
İkindi 17:02
Akşam 20:36
Yatsı 22:23
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30