×

Kurumsal

Künye Kullanım Sözleşmesi Gizlilik Politikası

Haber Kategorileri

Bolu Gündem Politika Bilim-Teknoloji Eğitim Ekonomi Sağlık Spor Medya-Magazin Eskişehir Ankara Ankara Bursa Bilecik Afyon Küyahya Dünya Eskişehirspor

Medya

Foto Galeri Web TV Canlı TV

Makaleler

Yazarlar Makaleler

Servisler

Seri İlanlar Firma Rehberi Biyografiler Nöbetçi Eczaneler Namaz Vakitleri E-gazete Faydalı linkler Puan Durumu Fikstür Anketler

Destek

Üye Ol Giriş İletişim

Aşkın anahtarı şairin elinde

13/01/2021 10:33 00/00/0000 00:00

A- A+

Semih Öngün

Şiirden korkmayan en önemlisi duygularını şiirle ifade etmekten korkmayan 21. yüzyıla fazla diyebileceğiniz bir şairin ilk kitabıyla karşınızdayız. Semih Öngün sevgisini ve hayal kırıklıklarını kendi hissettiği şekilde okuruna aktarmaktan çekinmeyen bir modern zaman şairi. Ben yazdığı her dizeyi okurken neler hissettiğini o kadar net anlayabildim ki sizlerin de bu hislerden mahrum kalmanızı istemedim. Pandemi döneminde en yakın arkadaşlarımız olan kitaplarımızı kütüphanede yeni bir dostla tanıştırmak isterseniz diye röportaj yapmayı teklif ettim ve ağırbaşlı, naif tavrıyla beni kırmadan kabul etti. Zor bir süreçte bana vakit ayırıp sorularımı yanıtlaması da ayrı bir naiflikti. Gelin Semih Öngün’ü beraber tanıyalım, şimdiden keyifli okumalar dilerim. 


Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1981 senesinin yaza veda gününde Ankara’da başladı bendenizin seyrüseferi. Ele avuca sığmaz çocukluk yıllarım gibi tahsil ve iş hayatımın neredeyse tüm izlerini yine başkentin sakin sokaklarında bıraktım. “Gazili olmak ayrıcalıktır” diyenlerin sözü ile Gazi Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olduktan sonra Bilişim dünyasına yönelmeye karar verdim. Bugün halen bir kamu kurumunun Bilgi İşlem Departmanı’nda iş analistliği ve idarecilik görevini icra ediyorum.

Şiir yolculuğunuz nasıl başladı?

İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.” demiş Sabahattin Ali. Ben de işte bu anlam arayışı içerisinde okul yıllarında şiire yatkınlığımı keşfettim. Şiir yazmak bir terapiye dönüştü zamanla benim için. Şifayı dizelerde buldum. En hüzünlü şiirimi yazdıktan sonra bile halen duyumsayabildiğim iç huzurun başka bir izahı olamaz yoksa... Bir şairin en kıymetli hazinesi, hatta belki de tek hazinesi ilham kaynaklarıdır. Çünkü ruhunuz ne denli beslenirse o kadar güçlü bir bağ kurabilirsiniz okuyucularınızla, kalbinizin tınısını o kadar kuvvetli iletebilirsiniz sizi okuyan her bir yüreğe. 
Ve o kadar şanslıyım ki ilham perilerinin en özellerini şiir yolculuğumda Rabbim benimle buluşturdu.
2020 yılının Aralık ayında ani bir kalp krizi sonucu yitirdiğim ışığım, annem Işık Zülal Tunalı..
Doğrular ve duygular manzumesi kardeşim, kıymetlim Işıl Pınar Öngün,
Annem çalıştığı için beni büyüten ve izlediği Yalan Rüzgarı, Cesur ve Güzel gibi pembe diziler ile duygusal derinliğimi arttıran anneannem, sultanım Güler Tunalı,
Rahmetli annemin vefatından önce bizi emanet ettiği anne yarısı teyzelerim Müjgan Ulu ve Seval Tüzün,
Ve tüm esin kaynaklarım… İyi ki Tek Kişilik Aşklar kitabının yazılmasına vesile olmuşlar. İyi ki sevmişim onları…

Annenizi kitabınızın yayın sürecinde kaybetmişsiniz. Başınız sağ olsun... Her anne çok kıymetlidir ama sizin anneniz ile bağınız çok başka anlamlar içeriyor sanki. Haksız mıyım?

Göz alan ışığı ile yolumu her daim aydınlatacaktı Işık Hanım, haylaz oğlunun koruyucu meleği” diye yazmıştım kitabımın son sözünde. Annem vefat etmeden iki ay kadar önce. Gerçekten melek olması için vakit çok erken değil miydi diye halen soruyorum kendime. Biz birlikte yaşlanacaktık daha annemle.. Ben sadece annemi değil; ilham perimi, babamı, sırdaşımı, kader ortağımı, yol arkadaşımı, gülen yanımı, teselli kaynağımı, dua kapımı sonsuzluğa uğurladım. Bu acıyı tarif edebilecek ya da bitirebilecek bir kelime bulunmuyormuş yeryüzünün hiçbir dilinde.

İlk şiirinizi kime okudunuz, tepkisi sizi yüreklendirdi mi yoksa vazgeç Semih mi dediniz?

İlk şiirim “Bir Damla Olsam…” Ankara Cumhuriyet Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz Sayın Asuman Alkan'ın verdiği bir kompozisyon ödevinin konusuydu. Sınıfımızda genellikle kız öğrenciler güzel yazılar kaleme alıyordu. Erkek öğrencileri temsilen ben de bir deneyeyim dedim.  Ve sınıfta herkesin içerisinde şiirimi okudum. Alkış tufanı kopunca ''Bende iş var sanırım'' deyip yazmaya devam ettim. Ama yıllar sonra işin aslını itiraf etti arkadaşlar. R harflerini telaffuz edemediğim için okumam komik gelmiş ve o yüzden alkışlamışlar. Ama ben çoktan yeni şiirler yazmaya başlamıştım. Vakit geri dönmek için çok geçti :)

Aşkın anahtarı şairin elinde, suçun anahtarı şairin elinde, sözün anahtarı şairin elinde… Kargo’yu hatırlayanlar bu şarkıyı bilirler. Siz elinizdeki bu kıymetli anahtarla hangi kapıları açtınız?

Elimdeki bu anahtar ile dünya evinin kapısını henüz açamadım :) 
Ama aynı anahtarla masallara konu olan güzelliklerin, duyguların, mucizelerin ve umudun aslında varlığımızın temelinde de olduğunu gösteren kapıyı açıyorum. O kapının ardından süzülen ışıkla, insanları ikna etmeye çalışıyorum. İyiye ve güzele dair.. . 
Ben elimdeki anahtar ile insanlara, yeryüzünde hala masallardan gerçeğe göç edenlerin olabileceğini ve o göç edenlerden bazılarının belki de çok yakınımızda bulunduğunu hissettirmeye çalışıyorum. Gönül kapılarını açamadığım anlarda dahi aralamaya çabalıyorum. Çünkü; günün sonunda dünyayı bu sevmelerimiz kurtaracak biliyorum.

İlk kitabın heyecanı henüz taze ama ben yolunuzu uzun görüyorum, sonraki kitaplarla ne zaman  buluşacak okurlarınız?

Teşekkür ederim, ben de yolumun uzun olacağına inanıyorum. 2022 yılında yeni kitabımın röportajı için karşınızda olmayı diliyorum.
     
 

YORUM YAP

Yorum yapmak için üye olmanız gerekmektedir. Giriş için lütfen tıklayınız

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER

haber yazılımı, haber paketi, haber scripti | Copyright © 2022