Farkında mısınız?

Bilal Eğin ile Endüstri 5.0 hakkında konuştuğumuz zaman kendisine “Türkiye bu sanayi devriminin neresinde?” diye sordum. Bunu sana anlatmam her açıdan mümkün değil ama bu projenin detaylarını konuşabiliriz dedi. O zaman bu bir röportaja...

09 Mart 2021, 14:50 Deniz Dinçer
Farkında mısınız?

Bilal Eğin ile Endüstri 5.0 hakkında konuştuğumuz zaman kendisine “Türkiye bu sanayi devriminin neresinde?” diye sordum. Bunu sana anlatmam her açıdan mümkün değil ama bu projenin detaylarını konuşabiliriz dedi. O zaman bu bir röportaja dönüşmeli ve sadece kendime saklamamalıyım diye düşündüm ve soruları hazırladım. 

Projeyi detaylı okuduğumda içimden inanılmaz yüksek bir sesle şunu söyledim “İşte bu be!” çünkü tüketim çılgınlığına hepimizin amansızca düştüğü bu dünyaya geri dönüşüm kavramını altını çize çize öğretme çabalarını gördüm. Özellikle İngilizcesi 6R yani “Recognize: farkındalık” olan Türkçe versiyonuna 6F diyebileceğimiz yöntem bu projenin içinde olmasa da herkesin uyması gereken hatta belki hayat yoluna eklemesi gereken bir yöntem dizisiydi. 

Mantığın bilimle buluştuğu her duruma sonsuz bir neşe ve sevgiyle yaklaştığımı bilen sadık okuyucularıma hazırladığım bu leziz röportajın sonunda yüzünde düşünceli bir gülümseme olacağına da o kadar eminim ki girişimi kısa keserek sözlerimi bu projenin kahramanlarından ilkine bırakıyorum. Bir sonraki röportajımızda ise Michael Bey misafirimiz olacak ilk röportajla sınırlı kalmamanız gerektiğini şimdiden söyleyeyim de önümüzdeki hafta plan yapmayın…

Bilal Bey, Endüstri 5.0 ile yolunuz kesiştiğinde kendinizi nasıl bu projenin içinde buldunuz?

Öncelikle projenin sende yarattığı etkinin tüm insanlarda da aynı heyecan ve etkiyi yaratmasını dileyerek başlamak istiyorum. Michael ile birçok ortak arkadaşımız vardı. Uzun zamandan beri konu ile ilgili yapılan paylaşımların dikkatimi çekmesi üzerine, bu konuda daha fazla ne yapılabilir diye düşünürken Türkiye’de bu konu ile ilgili çalışma ortağı olmak isteyip istemediğimi sorunca açıkçası çok sevindim. Zira prensip olarak kaynakların doğru yönetilmesi konusunda özel sektörde 20 yılı aşkın sürede edindiğim bilgi birikiminin de sürece katkı sağlayacağını düşünerek bu konuda çalışmaya başladım. 

Bu hareketin emanetçisi olduğumuz dünyada “DOĞAYA RAĞMEN DEĞİL, DOĞAYLA BİRLİKTE YAŞAM MÜMKÜN” fikri yıllardır kafamda dönüp durmakta. İnsanın genel yaşam modelini bu düstur doğrultusunda düzenlemesi halinde oluşacak uyum, gerek doğal kaynaklardan faydalanma şeklini ve kaynakların korunması fikrinin daha da yaygınlaşarak topyekûn bir toplum hareketi haline gelmesi çocuklarımızın geleceği için daha sağlıklı bir dünya bırakma sorumluluğuna da katkıda bulunacağını düşünüyorum. 

Atık türlerinin başlıklar altında toplanması beni en çok etkileyen kısım oldu peki bu atıkların içindeki en zararlısı hangisi ve diğerlerini nasıl etkiliyor?

Atıkların kategorize edilmesi aslında sadece işin toplumsal açıdan görev dağılımına dikkat çekiyor. Zira sokaktaki insanın sanayi üretiminden oluşan atıklar konusunda yapabileceği herhangi bir şey olmaması mümkün. Ancak burada altını çizmemiz gereken hepimizin aslında görev dağılımında aldığımız rolü hakkını vererek yerine getirmemiz gerektiği fikridir. Gel istersen bunları başlıklar altında inceleyelim; 

Temelde hepimizin evinde düzenli olarak çöp üretimi var, bunu kontrol altına almak adına atılacak adımlar oldukça net, çöplerimizi kategorize ederek geri dönüşüme hazır halde paketlemekle başlamak gerekmekte. Daha ekolojik ambalaj ürünleri ve mümkünse sürdürülebilirlik açısından kullan-at alışkanlıklarımızın kontrol altına alınmasıyla başlamamız gerekiyor.

Daha sonra işin daha sosyal boyutu olan çalışmak isteği olan fakat iş bulamayan insanların istihdama katılması süreci var ki bunun için gerekli olan mesleki eğitim kursları ve doğru insan kaynakları yönetim politikasıyla insanların üretim sürecinde daha etkin rol almalarının sağlanması ki bu hamle toplumun genel ruh sağlığının düzelebilmesi için hayati önem taşıdığını düşünüyorum. Üretime katılan bireyin olumlu ruh haline kavuşması temelde iyilik yap iyilik bul konusundaki zincir reaksiyonu tetikleyeceğini düşünüyorum. Zira doğru kullanılmayan iş gücü değerlendirilememiş insan kaynağı da sosyal atık haline dönüşmektedir.

Kullanılmayan toprakların tarım arazisi haline dönüştürülmesi konusu var ki bu bence en kötüsü. Zira yaşamın temel kaynağı tarımsal üretimin hızla artan dünya nüfusunun en temel beslenme ihtiyacını karşılamaya yetecek şekilde planlanması gereken kalem olduğunun altını çizmekte fayda var. Tarımsal üretim alanının artırılması ülke ekonomisi açısından insanların üretime daha fazla katılmalarının önünü açacak ve kişisel yaşam standartları açısından da yaşamlarına değer katacaktır. Ülkemizin içerisinde bulunduğu iklim kuşağı sebebiyle stratejik ve katma değerli tarım ürünlerinin üretilmesine imkân sağlamaktadır. Örneğin sosyal kalkınma projesi olması açısından devletin boş duran hazine arazilerine Antep fıstığı ve yerli badem fidanı dikilmesini teşvik etmesinin önemi büyüktür. Dolayısıyla efektif fayda sağlamayan, aktif ihtiyacın karşılanmasına katkıda bulunmayan boş araziler bir anlamda kentin atıklarıdır. 

Sanayi üretimlerinde her şey belli planlama dahilinde ilerler, örneğin lojistik açısından bir tıra yükleme yapılırken tüm boşlukların doğru biçimde doldurularak yüklenmemesi de alan israfı olarak algılanır ve bu da atık alandır. 
Temelde bu dört kalemin hepsi de birbirine bağlı olarak toplumun ana dinamiklerine doğrudan etki ettiği için hepsi de çok önemli ve hayatidir.
  

Benim 6F diye öznelleştirdiğim 6R kuralına değinecek olursak bunu uygulamanın en kolay yolu nedir? Kendi hayatınızda başarabildiniz mi?

Önceliklerimizi doğru tespit ederek başlayabiliriz. Endüstri 5.0 aslında bize biraz daha tutumlu olmayı ve gereksiz savurganlığın dünyaya verdiği zarara dikkat çekmeye çalıştığını düşünüyorum. Gerek kişisel gerekse endüstriyel anlamda satın alınan her türlü malzemenin doğru ve yerinde kullanılarak, ortaya çıkan ambalajın tekrar tekrar kullanılarak gereksiz üretim kapasitesinin ve hammadde kaynağının israf olmasının önüne geçebiliriz. Zira üretimin doğru planlanması ve kaynakların doğru yönetilmesi hayati önem taşımaktadır.
Kişisel olarak bakıldığında insanın hayatının tam ortasında durarak etrafında bulunan sürece üretici ve minimum kaynak israfı maksimum faydaya evrilecek şekilde düşünmeyi öğrenmesi bu odaktan hareket etme felsefesini benimsemesini sağlamakla başlamalıyız. Bu hepimizin çocukluğunda yeni oyuncak almak yerine iplik makaralarını aramaya dönüştüren çocukların ebeveyn olarak kendi çocuklarına da aynı yöntemi öğretmeleri ile başlayabilir. Yani dijital çocuklara analog oyunlar yoluyla daha faydalı metotlarla hayata katılmalarının önünü açabiliriz. Zira günümüz dijital çocukları çevre duyarlılığı konusunda bizden daha fazlasına sahipler zaten, bu sebeple bazı yeniden değerlendirme adımları ve tutumlu olma, ekonomik sosyal ve kaynaklar konusunda israfın önüne geçmenin önemini doğru aktarmamız gerekmekte. 


Yapay zekanın cirit atmaya başladığı 21. Yüzyılda sanayi insansızlaşacak derken siz çok güzel bir insan- sanayi bağı kurmuşsunuz, nasıl mümkün oldu?

Temelde insansızlaşma üretim modelleri arasında en seri yöntemlerin ve robotik programlanması ile ortaya çıkan, dahası yapay zekanın hayatımıza katılmasıyla yönlenecek. Ancak Endüstri 5.0 yeni üretim veya herhangi bir ürüne odaklanmaksızın, yer altındaki madeni çıkarmanın peşine düşmeden yer üstünde bulunanları doğru kullanmayı öngörüyor. Burada da insan figürü işin önemli karar mekanizmasında yer almaktadır.

Geleceğe doğru hızla ilerlerken kaynaklarımızı insan, arazi, hammadde ve enerjimizi doğru kullanarak dünyamıza hak ettiği özeni göstermenin görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. 

Bunun için özetle ATIKSIZ DÜNYA felsefesi ile hareket etmeye başlamamız ve hayatımızın her alanında hassasiyetimizi korumamız ertelemeden HEMEN ŞİMDİ BAŞLAMALIYIZ.

    

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 19 Nisan 2021
İmsak 04:37
Güneş 06:08
Öğle 13:02
İkindi 16:46
Akşam 19:47
Yatsı 21:11
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 33 71
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 33 65
4. Trabzonspor 34 59
5. Alanyaspor 34 52
6. Gaziantep FK 33 51
7. Hatayspor 33 50
8. Sivasspor 33 50
9. Karagümrük 33 49
10. Göztepe 34 46
11. Antalyaspor 34 42
12. Konyaspor 33 41
13. Rizespor 33 39
14. Malatyaspor 33 37
15. Ankaragücü 33 37
16. Kasımpaşa 34 37
17. Kayserispor 33 34
18. Başakşehir 33 33
19. Erzurumspor 34 31
20. Gençlerbirliği 33 31
21. Denizlispor 33 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 31 61
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 31 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 32 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 32 50
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 31 33
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 31 70
2. Real Madrid 31 67
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 31 64
5. Villarreal 31 49
6. Real Betis 31 48
7. Real Sociedad 31 47
8. Granada 30 39
9. Levante 31 38
10. Celta de Vigo 31 38
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Osasuna 31 37
13. Cádiz 31 36
14. Valencia 31 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 31 27
17. Huesca 31 27
18. Real Valladolid 30 27
19. Elche 31 26
20. Eibar 31 23